28 Mart 2014 Cuma

Bazı siteleri kapatmak yerine hükümet ne yapmalı(ydı)?


Şimdi, kusura bakmayın ama, işe yaramayan "aptalca" bir takım yasaklamalar var. Twitter yasakmış, ben giriyorum, var mı giremeyen Bütün internet bağlantısını kesmeden, bir siteye girmeyi engellemeniz teknik olarak mümkün değil. Üstelik bu, ileri seviyede bir bilgisayar bilgisi de gerektirmiyor. Okuma-yazma bilen herkes Google'da basit bir arama ve bilgisayar ayarlarında (ne olduğunu bilmeden, ezbere yaptığı) basit bir-iki değişiklikle her türlü yasağı aşabiliyor.

Bu gerçeği göz önünde bulundurup; özgürlük, demokrasi, insan hakları demeden önce anlamaya çalışalım. Hükümetin bu yasaklar için GEÇERLİ ve TUTARLI argümanları var mı?

Evet var. Maalesef var.

Şimdi, olaylardan bağımsız olarak... Diyelim ki internet ortamında hakkınızda bir "iftira" dolanmaya başladı. (Dikkat! Hakaret demiyorum, iftira diyorum) Veya hakkınızda "özel" bir bilgi. Ne yaparsınız? Bunun için mahkemeye gidip, o yayının durdurulmasını talep etmeniz doğal değil mi? İşte bu durumda, diğer batı ülkelerinin mahkemelerinden gelen talepleri yerine getiren BÜYÜK firmalar, iş Türkiye mahkemeleri oldu mu... görmezden geliyor, hatta açıkça olayı ajite ediyorlar.

Bu gerçeği görmemek olmaz.

Peki, hükümet ne yapmalı? Yani, yasakla bu problemin çözülemeyeceği aşikar. Diplomatik (evet, diplomatik yazdım. Zira dünyada artık şirketler, en az devletler kadar güçlü) yollarla çözsün arkadaş, işi ne?

Şimdi... Gelelim hükümetin asıl yapması gereken şeye.

Ben hükümetin yerinde olsaydım; ortada var olan bu kadar büyük bir ihtiyacın; kim olduğu belirsiz firmalar tarafından karşılanmasından rahatsızlık duyardım. Hemen alternatiflerini üretmek için gerekli desteği sağlar ve insanların ihtiyaç duyduğu servislerin alternatiflerini geliştirirdim.

Düşünün: Face gibi, youtube gibi, twitter gibi hizmetlerin alternatiflerinin olduğunu. Bunların "özgür" ve daha "ileri" olduğunu. İnsanlar seçim yapsınlar. Peki... şansı olur mu?

Hemen "hayır, hiç bir şansı olmaz" demeyin. Sözgelimi, geçenlerde adminlerinden biri olduğum 6.000 kişilik bir Facebook grubu hacklendi. Grup başkasının eline geçti ve Face yönetimi ile iletişime geçmek, derdimizi anlatmak mümkün değil... Şimdi, yerel bir firma olsaydı Facebook böyle mi olurdu? Bu tecrübeyi yaşayan biri olarak ben, "yerel" bir alternatifi tercih edebilirim.
(Lütfen hemen, ama devlet her şeyi yasaklar, sansür koyarlar, ekstra vergi alırlar, herkesi fişlerler... demeyin. Dedim ya, ben olsaydım )

Peki... bütün bu "fantazi"lerin gerçekleşme ihtimali nedir? Sıfır, rakamla da yazayım "0". Koca bir sıfır. Çünkü, iktidarın başındakiler yeni çağı algılamışa benzemiyorlar. Hiç bir şeyin farkında değiller. Daha, kendi konuşmalarının GÜVENLİĞİNİ sağlayamıyorlar. Kusura bakmasınlar ama, çoluk çocuk dediğiniz ve terör örgütü olarak lanse ettiğiniz pek çok "küçük" oluşum bile; kendi güvenliklerini devletten daha iyi sağlıyor. Neyse...

Bir şey daha. Hiç PARDUS diye bir şey duydunuz mu? Bir ara devlet dedi ki, yahu biz destek olalım; yerli bir işletim sistemi geliştirelim. Linux tabanlı bir işletim sistemi geliştirildi. Şahsi kanaatim, dünyadaki en iyi işletim sistemi olma yolunda ilerliyordu. İki yıl kadar kullandım, pek çok insana tavsiye ettim. Pardus kullandıktan sonra, Windows'un ne kadar "rezalet" bir işletim sistemi olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Demek ki, TEKNİK OLARAK yapılabiliyormuş.

Peki, ne oldu sonra PARDUS? Öldürüldü, direkt devlet tarafından. Ulaşılan MÜKEMMEL sonuç göz ardı edildi ve Fatih projesinde Microsoft'a boyun eğilerek PARDUS'u meydana getiren müthiş ekip dağıtıldı. Yerine F-Tipinden adamlar geldi büyük ihtimalle. Neyse...

Şimdi, biraz düşünün. Devlet, daha konuşmalarının güvenliğini sağlayamıyor. Sizce, bilgisayar güvenliğini sağlıyor mudur? Yahu, Microsoft'un işletim sistemi üzerinde geliştirdiğiniz uygulamalara, buradaki bilgilerin güvenliğine nasıl emin olabiliyorsunuz? Siz aptal mısınız? Her şey e-devlet üzerinde. Bir siber saldırıda basitçe bütün verileriniz manipule edilirse ne yapmayı planlıyorsunuz? 

Bir savaş anında, basitçe firmaların vergi borçlarını, tapu kayıtlarını değiştirmek bile, ülkede nasıl bir kaos ortamı oluşturur göremiyor musunuz?
Bırakın halkın kullanmasını, sizin sırf DEVLET olarak bütün işlemlerinizi PARDUS üzerinden yapmanız gerekmez mi?

 Yani, Windows'tan çok üstün ve linux sürümleri arasında iyi bir konuma çok kısa bir sürede gelmiş PARDUS'u bile anlayamayan bir yönetim var burada.

Lafa geldi mi, "bir zamanlar bu ülkede uçak yapıldı ama sonra Vecihi beye şunlar şunlar yapıldı..." diyenler, Devrim arabalarını söyleyenler...

Benzer suikasti, YERLİ İŞLETİM SİSTEMİMİZE yaptığınızın farkında mısınız? Yıllar sonra, "Devrim Arabaları" filmi gibi, "PARDUS" filmi yapılacağını da göremiyorsunuz?

Yahu, siz yöneticiler... "sizi algılamakta zorluk çekiyorum" (Burada başka bir şey yazılıydı, ama korktuğum için silip bunu yazdım) Hala "yerli araba, yerli araba". Sadece ama sadece dokunduğunuz maddi şeylere önem veriyorsunuz. Dünya yeni bir çağda, bilgi çağında. Bunu artık görün.
Ne diyelim? Daha uzun süre Tayyip ve AKP ile devam edeceğe benziyoruz. Umarım bu son başına gelenlerden sonra hükümet, biraz düşünmeye başlar ve BİLGİnin ne kadar ÖNEMLİ bir şey olduğunu görür.

Umudum olmamakla beraber, aklımdakileri yazmadan da duramadım. Biraz karışık oldu ama, kusura bakmayın artık.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Mürşidler de bizim gibi insan mı ?

İnsanlar Kuran'dan uzaklaştıkça ne kadar saçmalayacakları belli olmuyor. Allah Rasulü için Kuran'da geçen ibare bellidir:

قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰ إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَاحِدٌ ۖ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا [١٨:١١٠
De ki: "Ben de sizin gibi ancak bir beşerim. Ne var ki, bana ilâhınızın ancak bir ilâh olduğu vahyolunuyor. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse iyi amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiç kimseyi ortak etmesin." (Kehf 18:110)

Evet, mürşidlerin biraz (!) abartıldığını biliyorduk ama, bu kadarına da kendi adıma ilk defa şahit oluyorum. Kamuoyunda Mahmud Efendi diye bilinen Mahmud Ustaosmanoğlu'nun yeğeni Sadettin Ustaosmanoğlu'nun Habertürk'teki açıklamalarını dinledikten sonra dayanamayıp aşağıdaki montajı hazırladım. "Allah hidayet versin" demekten başka diyecek bir şey yok.